Yaklaşık 4 yıl önce bir gazeteciyle birlikte bir programda bu konuyu konuşmuştuk. Daha sonrada sosyal medya da bir canlı yayın programında bir iş insanına bu konuyu hatırlatmıştık. Bilmediğini ama oluyorsa ne gerekiyorsa yapacağını söylemişlerdi.
Ama yine hiçbir şey yapılmadı. Bizlerde bu konuda iş başa düştü misali bir şeyler yapmaya çalıştık. İlçemizdeki birçok iş insanlarıyla görüştük. Atalarının hikayesinden köyünün hikayesine kadar bir çok konuları haberler şeklinde halkımıza duyurmaya çalıştık. İş insanlarıyla birlikte tarihsel öneminden uluslararası 3 yolun ortasında olmasına kadar olacak şekilde geniş bir perspektif sunmaya çalıştık.
Masallar dinlemek yerine hikayeler yazmak daha doğru değil mi?
Buda yetmedi masallar yerine hikayeler yazmaya çalıştık. Hendek Sanayi ve Ticaret Odasının kuruluş hikayesi ve ilk başkanına kadar hikayeyi anlatmaya çalıştık. Ama en acısı kapanma hikayesiydi. Bu kısım beni oldukça düşündürtmüştür. Aslında herkesi de düşündürtmesi gerekmez mi? Yani kurulu olan Hendek Sanayi ve Ticaret Odası kapatılıyor ve o zamanlarda bunun önemi yeterince anlaşılamıyor.
Basit bir örnekle anlatmaya çalışalım; Akyazı Sanayi ve Ticaret Odası belki de bizden sonra kuruldu. Yılardır da herkesin dilindedir. Ama hiç kimse araştırmamıştır. Yani bunun Akyazı’ya faydası nedir diye? Biz söyleyelim hemen. Akyazı Belediyesinin yıllık bütçesi yaklaşık 980 milyon TL dir. Peki hendek Belediyesinin bütçesi nedir? Yaklaşık 300 milyon TL dir. İşte basit olarak bir ilçede Sanayi ve Ticaret Odası olmasının oluşturduğu fark da budur diyoruz.
Neden Hendeğin taşı da toprağı da altındır diyoruz?
Birde Hendek Sakarya’nın en büyük ilçesidir diyoruz. Hendekliyiz diyoruz. Hendeğin taşı da toprağı da bizimdir diyoruz. Ama bir Sanayi ve Ticaret odamız niye yok diye sormuyoruz? Peki kimlere sormuyoruz ki? En başta da kendi kendimize sormuyoruz. Öylede değilmi?
Bunun sebeplerine çok girmeyeceğiz. Ama bu konuda birkaç şeyler de söylemek istiyoruz. Çünkü bugüne kadar duyduklarımız vardı. En önemlisi de artık yaşadıklarımız da var. Naçizane olarak da sorun kollektif çalışabilme kültürümüzün eksikliğidir diyoruz. Bir araya gelmekte sorunlar olduğunu düşünüyoruz. Bir şeyler yapılacağı zaman onun hem kendine hemde ilçesine faydasına bakılmadan hemen başına kim geçecek yada o varsa ben olmam gibi veya hımm o bu işleri boşuna yapmıyor. Eninde sonunda başına geçecek gibi şeyler duyuyorduk ve çok şeyler de yaşamıştık.
Başında veya ortasında yada sağında veya solunda kimlerin olacağının ne önemi var ki?
Peki birde konuya şöyle yaklaşalım; Şu anda Hendek Sanayi ve Ticaret Odası varmı? Yok değilmi? O zaman en başta böyle düşünenlere bir faydası oldu mu? Yani halk tabiriyle başları göğe erdi mi? Yok ermedi değil mi? Peki ne oldu ki? Birçoğu olduğu yerlerinde sayıyorlar birçokları da gün geçtikçe gerisin geriye doğru gidiyorlar.
Peki bunu nereden mi anlıyoruz? Çünkü her seçim dönemlerinde ya çocuklarını belediyede işe sokmaya çalışıyorlar. Yada belediye işyerlerini işletmeye çalışıyorlar. Sonuçlar neler oluyor ki? Halk tabiriyle biri yer biri bakar kıyamet buradan kopar misali gibi oluyor. Çünkü belediyenin de imkanları da belli değil mi? Sonunda hayal kırıklıkları da bir hayli de fazla oluyor. Öylede değil mi?
Konuya teknik olarak bakmak neyi görmemizi sağlayabilir ki?
Teknik olarak da bir şeyler söylemek istiyoruz. Şöyle ki; Belediye imar planlarında sanayi siteleri planları var mı yada yok mu? Bilemiyoruz. Varsa da açıklarlarsa öğrenmiş oluruz. Olmalı mı? Elbette olmalıdır. Çünkü ilçemiz neredeyse 100 binlik bir nüfusa doğru gidiyor. Belediyede çalışan sayısı kaç oldu? 400 oldu diye basında görmüştük. Ortalama nüfusa oranı % 0,4. Yani bin kişiden sadece 4 tanesi belediye de işe girebilmiştir.
Dolayısıyla artık ilçemizde bir Sanayi ve Ticaret Odası kurulması gerekmektedir. Çünkü Harfiyatçılar Birliği yıllardır 2.OSB’de doğru dürüst işler alamıyorlardı. Ama yeterli bir planlama olmadığı içinde herkes bu işlere yönelmişti. Milyarca liralık sermayelerini bu işlere yatırmışlardı. Bizlerde bir haber yapmıştık. Sonra da başkanla görüştük. İşleri almışlar. Hayırlı olsun diyoruz. Peki 2 yada 3 yıl sonra ne olacak ki? Yine işleri olmayacak. Ayrıca bu seferde yollarını kapatacakları bir yerlerde olmayacak. Öylede değilmi.
Devam edelim; Yıllar önce iş yaptığımız bir iş insanı bir takım zorluklar yaşamıştı. İşyerini kapatmıştı. Tekrar yeniden aynı işlere başladı. Peki neden? Çünkü ne yapacağını bilmiyordu? Yada başka ne yapması gerektiğini gösteren de olmuyordu? Peki bu başka işleri kimler gösterecek ki? İşte bu başka işleri Hendek Sanayi ve Ticaret Odası gösterecektir diyoruz. İyi de bu işlerin yapılacağı yerleri nerede veya nasıl gösterecek ki? Çünkü yok ki? Çünkü bu konuda belediye imar planlarında bu işler var mı yada yok mu bir bilen var mı bilemiyoruz? Varsa da açıklarlarsa hep birlikte öğrenmiş oluruz diyoruz.
Ayrıca belediye imar planlarında bu işyerlerine ait bir planlar olması içinde bir talep olması gerekmiyor mu? Gerekiyor değil mi? Yani Hendek Sanayi ve Ticaret Odası olursa ne yapar? İşte bu şekilde belediyeye böyle işyerleri için imar planlarıyla ilgili taleplerini iletir. Belediyede gerekli planlamaları bu şekilde yapmış olur. Öylede değilmi?
Sonuç olarak neler yapılabilir ki?
Sonuç olarak bu konularda birer kollektif yani birlikte çalışmalar yapılması gerekiyor. Bu çalışmalar yapılırken objektif değil subjektif olarak davranılması gerekiyor. Yani başa kim geçecek yada bundan kimler neler kazanacak gibi subjektif yani nesnel şeylerle ilgilenmek yerine daha objektif yani öznel bir düşünceyle hareket edilmesi gerekiyor. Çünkü sonuçta herkes hep birlikte birçok şeyler kaybediyor. Ama kollektif birer çalışmayla herkes hep birlikte bir çok şeyler de kazanmış olacaktır diyoruz.
Bu konuda ilçemizde ilk etapta kurulacak Sanayi Siteleriyle bu işlere başlanabilir diyoruz. Çünkü altyapı işlerinin tamamı ve üstyapı işlerinin de yüzde 70’i Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı tarafından karşılanmaktadır. Geri ödemelerinse; 3 yılı ödemesiz ve toplamda 13 yıl yüzde 3 faizle yapılacağı belirtilmektedir.
Buradan bir kez daha bizlere ait sözümüzle söylemek istiyoruz ki ; Hendeğin taşı da toprağı da altındır. Ama bu işler yıllardır olduğu gibi oturup beklemekle değil bir araya gelip kollektif yani birlikte birer çalışmayla olacaktır diyoruz. Ve tabiki takdirleri de yine ilgililerindir diye de ekliyoruz…
Saygılarımızla
Arş.Yaz.Mak.Yük.Müh.Kayhan Şafak