Değerli okurlarımız,
Yıllardır, aylardır, söylüyoruz yada yazıyoruz da ne oluyor ki? Yine hep Reşit sen söyle sen işit gibi oluyoruz. Neden mi? Buyrun hep birlikte yazımızı okumaya başlayalım diyoruz;
Çocuklarda kansızlık ve bodurluk başladı. Çünkü meyveler pahalı. Ayrıca mental zekanın gelişmesi için çocukların şekerler yemesi gerekiyor. Çünkü beynin tek besin kaynağı da şekerdir. Ama şekerlerde çok pahalı. Eskiden anneler çocuklarını bakkala gönderirdi. Para üstü ile çocuklarda şekerler alırdı. Şimdi oda yok. Çocuklar yine markete gidiyor. Ama anneler de sakın başka bir şey alma diye tembih ediyor. Çünkü hayat da çok pahalı.
Bunlar bilinen yada görülen şeylerdir. Bizlerde bu yüzden çocuklar en azından şekerli lokmalar yesinler istemiştik. Belediye lokma kamyoneti alsa güzel olmazmı? demiştik. Kızılay başkanı da "Belediye küçük bir lokma kamyoneti alırsa lokmaları ben yaparım ve her cuma namazından sonra sırasıyla mahallelerde ki vatandaşlara dağıtırım" demişti.

Üzerinden 3 meclis toplantısı geçti gitti. Ama hiçbir şey yapılmadı. Niye diye demiyoruz takdirlerini yine kendilerine bırakıyoruz? Ama bir vatandaş olarak da soruyoruz; Sizler hiçmi yokluk görmediniz? Sizler hiçmi fakirlik fukaralık çekmediniz? Yani sizler gözlerinizi dünyaya varlıklı ailelerde mi açtınız? Yine bilemiyoruz diyoruz? Takdirlerini de yine kendilerine bırakıyoruz.
Ama bildiğimiz bir şey var ; o da "Merhamet elini tutmamışsa vicdan; zalim de bir mazlum da bir. Bildiği ile amel etmemişse dimağ; alim de bir cahil de bir" sözü ne kadar anlamlı değilmi? Ayrıca Hadis-i Şerif'de "Allah'ın bahşettiği en güzel aksesuar vicdandır? Takın onu yüreğinize" demektedir. Ama "Bazı insanları vicdanları yönetir, bazılarını da kibirleri. Vicdansızlık süründürür. Kibirler de kör eder." sözünü de unutmamanız gerekir. Çünkü "Vicdan; Allah'ın kalbimizdeki sesidir" Öylede değilmi?
Çünkü sizler Allah(c.c.) ve halk tarafından seçildiniz. Artık yerlerde göklerde sizlerin yüzlerinize ve ellerinize bakmaktadır. Yani "Allah(c.c.) versin" yada "Allah(c.c.) kurtarsın" diyebilirmisiniz? Diyemezsiniz değilmi? Yada derseniz ne olur ki? Bizlerde o zaman "Yerlerde göklerde sizlerden nasıl razı olur ki?" deriz diyoruz?

Ayrıca "Hendek için biz varız" diye geldiler. Şimdi de "Hendek şimdi bir başka" diyorlar. Bizlerde "kimler için geldiniz?" Yada "kimler için şimdi bir başka" diyebiliriz değilmi? diyoruz. Çünkü görünen köy de kılavuz istemiyor ki? Öylede değilmi?

Çünkü çocuklara 23 nisanda ücretsiz olacak şekilde Hendek'in simgesi olan ve "Elmayı Top Top Yapalım" türküsüne de ilham veren Elmalı Şeker dağıtsanız güzel olmazmı? dedik. Para yok dediler. Yani topu topu 15-20 bin TL içinde para yok dediler.

Gençler savruluyor. Bir bardak çay yada kahve içemiyor. Pizza yada hamburger yiyemiyor. Çünkü onlarda çok pahalı oldular. Bizlerde "Belediye tesisleri özel sektöre verilmese. Belediye işletse. Gençlerinde gözü de karnı da doysa" güzel olmazmı? dedik. Ama 2 yıl oldu. Hala hiçbir şey yapmadılar.
Kur'an da Neml 89.Ayet , "Kim (Allah'ın huzuruna) iyilikle gelirse, ona daha hayırlısı vardır. Ve onlar o günün dehşetli korkusundan güvendedirler" diye ne güzel bahsetmektedir.

Yine "Gençler Hendek meydanında dikilmesin. Sokaklarda boş boş dolaşmasın. Kahvelerde yada kafeteryalarda veya köprü altlarında yada karanlık yerlerde olmasın. Karanlık insanlarla olmasın. Hendek Belediye Kültür Sanat Evinde olsun" dedik. Ama hala hiçbir şey yapılmıyor.
Kur'an da Âl-i İmrân / 26. Ayet'de ; De ki: "Ey mülkün gerçek sahibi olan Allah! Sen dilediğine mülkü verirsin, dilediğinden mülkü çekip alırsın; dilediğini yüceltip aziz kılar, dilediğini alçaltıp zelil edersin. Bütün hayırlar yalnız senin elindedir. Şüphesiz sen, her şeye kâdirsin" diye ne güzel anlatılmaktadır.

Şimdide basında görüyoruz ki; Yeraltı katlı otopark herhalde üstüne de yerüstü iş merkezleri yapılacak. Bunun için para biriktiriyorlarmış. Bizlerde ne güzel diyoruz? Nasıl olsa onların işleri tıkırında. Dünya da umurlarında değilmi? demekmi lazım yada ne demek lazım bilemedik yine diyoruz. Yada "Bir elimde cımbız bir elimde ayna bana ne senden dünya" demekmi lazım yada ne demek lazım? yine bilemedik diyoruz.
Bakara Suresi, 177. ayet: "Yüzlerinizi doğuya ve batıya çevirmeniz iyilik değildir. Ama iyilik, Allah'a, ahiret gününe, meleklere, Kitaba ve peygamberlere iman eden; mala olan sevgisine rağmen, onu yakınlara, yetimlere, yoksullara, yolda kalmışa, isteyip-dilenene ve kölelere (özgürlükleri için) veren; namazı dosdoğru kılan, zekatı veren ve ahidleştiklerinde ahidlerine vefa gösterenler ile zorda, hastalıkta ve savaşın kızıştığı zamanlarda sabredenler(in tutum ve davranışlarıdır). İşte bunlar, doğru olanlardır ve müttaki olanlar da bunlardır" olarak iyilik yapmanın önemi ne güzel anlatılmaktadır.

Yani halktan bu kadar kopuk olmak. Yaşadığı yerden bu kadar uzak olmak nasıl bir şeydir? Belkide böylemi bir şeydir? Yine bilemedik diyoruz ve yine takdirlerini kendilerine bırakıyoruz.
Ankebût Suresi - 69. Ayet de "Bizim uğrumuzda elinden gelen çabayı sarfedenlere gelince, onları bize ulaşan yollara mutlaka yöneltiriz. Kuşkusuz Allah iyilik yapanların yanındadır". olarak iyilik yapmanın önemi yine ne güzel bahsedilmektedir.

Peki muhalefet neden bir şeyler söylemiyor ki? Söyleseler güzel olmazmı ki? Haydi gelin hep birlikte biraz hayaller kursak güzel olmazmı? diyoruz. Mesela muhalefet meclis üyeleri "Madem ki 250 milyon paranız olacak bunun 2 milyonu ile hatta ikinci elde olabilir küçük bir lokma kamyoneti alalım. Cuma namazından sonra sırasıyla her mahalllerde Kızılay yoksul çocuklara şekerli lokmalar dağıtsın. Gelin önümüzdeki ayki meclis toplantısı gündemine getirin. O birliğiyle kabul edelim. Elbirliğiyle yapalım. Bu şekilde yerlerde göklerde bizlerden razı olsun."
Çünkü; Huud Suresi Ayet 24 ve Ayet 30 " Gören, işiten, duyan, gördüğü, işittiği, duyduğunun üzerinde düşünenlerle, fasık kör olanlar, baktığı halde görmeyenler, görmek istemeyenler, fasık sağır olanlar, işittiği halde duymayanlar, duymak istemeyenler bir ve eşit olurmu, ? Hala düşünmeyecekmisiniz ? Siz hiç düşünmeyecekmisiniz ? diye Allah (c.c.) bizlere soruyor. Allah versin yada Allah kurtarsın demekle olur mu? Olmaz değilmi?" diye deseler güzel olmazmı?.

Sonuç olarak bir şeyler daha söylemek istiyoruz. Oda şöyledir; Seçim zamanında Sn.İrfan Püsküllü kimse yapmazsa ben cebimden yapacağım demişti. Bizler de bir vatandaş olarak kimse cebinden bir şeyler yapsın demiyoruz ki? Belediye kanununda ne yazıyorsa o yapılsın diyoruz. Ayrıca Sn.İrfan Püsküllü bir meclis toplantısında "Garip gureba ve fakir fukara halkın parasını boş işlerle çarçur etmem" demişti. Yeraltı otoparkı boş mu yada dolu bir iş midir? bilemiyoruz diyoruz. Bu konuda birçok yazılar yazdık.

Küçücük Hendek ilçe merkezinin hem tarihi hem ruhani hem insani hemde şehir dokusu bozulursa iyimi olur yada kötümü olur? Bizler kendi düşüncelerimizi belirtmiştik. Bizler işin o tarafında değiliz. Bizler Hendek'in ve Hendek halkının; ailelerin, gençlerin ve çocukların bu kadar sorunları varken; 250 milyon gibi neredeyse belediye bütçesine yakın böyle büyük bir paranın hele bu zamanda yeraltına gömülmesinin kime yada kimlere ne faydası olacaktır? Yada kime veya kimlere daha çok faydası olacaktır? yine bilemiyoruz diyoruz ve takdirlerini de yine kendilerine bırakıyoruz.
Ayrıca "Ya merhamet Sizsiniz, ya merhametsiz! İnsanlık merhamet üzerine kuruldu. Merhametini kaybeden insanlığını da kaybeder" sözünün de bir anlamı yokmudur ki? diyoruz.
Son olarak da yine bir vatandaş olarak da bir şeyler daha söylemek istiyoruz. Oda şöyledir;
Rahmetli annemizin sözüyle "Bir anne ve babanın en kıymetli varlıkları evlatlarıdır." Sizler "Hendek'in evlatları için hiçbir şey yapmazsanız; yeri ve zamanı geldiği zaman da Hendek'in anne ve babaları da sizler için gereğini yapacaktır" diyoruz ve şimdilik başkada bir şey demiyoruz…
Saygılarımızla
Arş.Yaz.Mak.Yük.Müh.Kayhan Şafak